Haçli ordularinin kuvvet kullanarak yapamadiklarini gerçeklestirmek hayali ile; risalelerle, kitaplarla, okullarla, hastanelerle, vaazlarla, kasetlerle, filmlerle ve propagandanin her tür yöntemi ile büyük bir misyoner ordusu ülkemizin dört yanini istila etti. Sehirlerde onlarca ev kiraladilar. Amerikan, Ingiliz, Kanada asilli misyonerler günümüze gelindiginde "Taseron" olarak da Korelileri kullanmaya basladilar."
E. Poyraz bu misyonerlerle, onlarin tuttuklari evlerde 6 ay beraber olmus ve faaliyetlerine katilmis. Tutulan ve çalistirilan evlerin bütün yurdu örümcek agi gibi sardigini söylüyor.
"Bu topraklara kendilerini Isa'nin gönderdigini iddia eden misyonerler, Anadolu'nun Hiristiyanligin yayildigi ilk merkez olmak sebebiyle sözde atalarinin olan bu toprakla n tekrar ele geçireceklerini ve bu topraklara simsiki sarilip, sahip olacaklarini da ilan ediyorlardi."
Dinler arasi Diyalog
ülkemizde son yillarda yogun sekilde gündeme gelen ve yer yer uygulamalari görülen "Dinler arasi Diyalogun" gerçekte bugünün konusu olmadigi anlasiliyor.
Papa II. John Paul 1991 yilinda ilan ettigi "Kurtarici Misyon" isimli genelgede konuya açiklik getiriyor: "Dinler arasi Diyalog, Kilisenin bütün insanlari, kiliseye döndürme amaçli misyonunun bir parçasidir.. Bu misyon aslinda Mesih'i ve Incil'i bilmeyenlere ve diger dinlere mensup olanlara yöneliktir."
Birçok "Dinler arasi Diyalog" toplantisina bazi yetkililerimiz katilmistir.
E. Poyraz örnekler verdikten sonra su sonuca ulasiyor: "Dinler arasi diyalogun Hiristiyanligin peçeli yüzü oldugu".
ünlü bir Afrika özdeyisinden yola çikarak Iomo Kenyatta söyle diyordu:
"Hiristiyanlik Afrika'ya geldiginde Afrikalilarin topraklari; Hiristiyanlarin ise Indileri vardi. Hiristiyanlar bize gözlerimizi kapayarak dua ve ibadet etmemizi ögrettiler. Gözlerimizi açtigimizda onlar bizim topraklarimizi, biz de onlarin Indilerini almistik."
. Asagiya çikarilan haber 4 Ekim 2001 tarihli Hürriyet Gazetesinden alinmistir(s. 17).
"Pontus özlemi
"Giresun'un Bulancak ilçesi'nde yasiyorum. üç hafta kadar önce buraya Yunanistan'dan 40-50 kisilik bir grup geldi. Geldikleri otobüste "Aneton" firmasi yazisi bulunuyordu. Grupta yer alan sahislardan biri 'babalarinin mezarligini ziyaret etmek amaciyla geldiklerini, burasinin bir Yunan topragi oldugunu' söyledi.
Yanlarina gelen Bulancaklilara da fena olmayan bir Türkçe ile yasadiklari topraklarin gerçekte kendilerine ait oldugunu söylediler.
Grup içerisinde, Yunanistan-Selanik bölgesi milletvekili oldugunu söyleyen Kanzolakis isimli sahis, yanindaki Yunanlilara "Atalarinin topraginda bulunmaktan dolayi çok duygulandigini, buralarda yeniden Pontus sesinin duyulacagini" söylemis, sonra da biz Bulancaklilara dönerek, "Siz farkinda degilsiniz ama siz de bizdensiniz" demistir.
Yine, elindeki kamera ile çekim yapan Kanzolokis, çevresindeki sahislara "Findik tarlasinin yerinde geçmis dönemde bir kilise bulundugunu ve kilise papazinin da dedesi oldugunu, kilisenin çevresinde "Papaz çesmesi" ve dedesine ait bir mezarin yer aldigini, bir ay içerisinde tekrar gelecegini, bu kutsal yerleri Türklere birakmayacaklarini" söylemistir.
40-50 kisilik grup, ellerindeki çikolata ve benzeri seyleri çocuklara dagitmis, gelislerinden bes gün sonra Bulancak'tan ayrilarak Samsun'a gitmislerdir.
Bu kisilerin Atina'daki bir Pontus Dernegi'nin üyeleri oldugunu ögrendik. Bundan önce de ayni sekilde davranan çok sayida Yunanli ilçemize gelmisti. Ancak bu seferkiler çok ileri gitti diye düsünüyorum.
Ben merak ediyorum, Türk vatandaslari Bati Trakya'ya giderek propaganda yapabiliyorlar mi?
Copyright © ||TürkRuhu.Net ||Atatürkçülük,Türkçülük,Türk Kültürü,Türk Tarihi,Türk Dili,Türk Milleti Tüm hakları saklıdır.