AB'ye Hayır - 4




2000'den itibaren Türkiye'ye ayrılacak yıllık tahsisat...". "AT- Türkiye Gümrük Birliğini derinleştirecek önlemlerin uygulanması için 3 yıl boyunca yılda 5 milyon Euro'yu öngörmektedir. Onay sürecinde olan ikinci tüzük, Türkiye'de ekonomik ve sosyal kalkınmayı teşvik edecek tedbirlerin alınmasına yönelik olup 3 yıl boyunca yılda 45 milyon Euro sağlayacaktır."



Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyeti, bu maskara rakamlar için el açmaya mahkum edenler üzülmelidir.

Sadece Yunanistan'a günümüze kadar on milyarlarca dolar destek veren AB'nin Türkiye'ye karşı tutumu, üye olduğumuz zaman ne gibi küçültücü tavırlarla karşılaşacağımızın örneğidir.

Koşullar (6'ncı Md) bölümünün birinci fıkrası şöyledir: "Türkiye için katılma öncesi unsurları aracılığı ile proje finansmanı için sağlanacak Topluluk yardımı, Türkiye'nin Ortaklık Anlaşması, Gümrük Birliği ve örneğin tarım ürünleri için ticaret rejimi gibi AT- Türkiye Ortaklık Konseyi'nin ilgili kararları çerçevesindeki yükümlülüklerine saygı göstermesine bağlıdır." ... "Bu genel koşullara uymamazlık, önerilen tek çerçeve yönetmeliğinin 4'üncü maddesi çerçevesinde, Konsey tarafından mali yardımların askıya alınması kararı alınması sonucunu doğurabilecektir."



Benzer küçültücü hükümler başka başlıklar altında da bulunuyor. Tek başına bu konu kahrolmaya yeter.

Binlerce yıllık ulusal onurumuz yaralanıyor. ılk anti-emperyalist mücadeleyi veren ulusumuz emperyalist dünya ile entegrasyona yönlendiriliyor.



S. P. Huntington tanınmış makalesinde şunları söylüyor51: "Batı IMF ve diğer milletlerarası ekonomik kuruluşlar sayesinde kendi iktisadi menfaatlarını terviç52 ediyor ve uygun olanını kendi düşündüğü ekonomik politikaları diğer milletlere zorla kabul ettiriyor. IMF Batılı olmayan milletlerin herhangi birinin tepesinde, hiç şüphesiz maliye bakanları ve diğerlerinden birkaçının desteğini kazanacak..."



George Arbatov IMF memurlarını "... Ekonomik ve siyasi idareye yabancı kaideler dayatmayı, ekonomik hürriyeti boğmayı seven yeni Bolşevikler" olarak vasıflandırıyor.

AB Fonları ve Bölgesel Gelişme

FEDER (Avrupa Bölgesel Gelişme Fonu) OTP (Ortak Tarım Politikasından) sonraki en kapsamlı ikinci politikadır. 1975 yılında kurulmuştur.



2000-2006 arası yedi yıllık dönemde 15 üye ülkenin belirli bölgelerine 200 milyar euro destek verecektir.



Maastricht'te ASF (Avrupa Sosyal Fonu) 1994'te UF (Uyum Fonu) yaratılmıştır: ıslanda, ıspanya, Portekiz ve Yunanistan'a 2000-2006 yıllarında 18 milyar euro destek verecektir.



FEOGA, ıFOP ve ıSPA da bölgesel gelişmeye katkı sağlayan mali kaynaklardır.



ıSPA 10 Orta ve Doğu Avrupa aday ülkesinin yararlandığı, çevre ve ulaşım projelerine yönelik yapısal bir fondur. 7.3 milyar euro'luk bir destek öngörmektedir.



2000-2006 yılı üyelere ve aday ülkelere yönelik bölgesel fonları, toplam 240 milyar euro civarındadır.



Amaç daha homojen bir yapı oluşturmaktır.

AB'de bölgeler gelişmişlik açısından üçe ayrılmaktadır:

NUTS: ıstatistiki Yönelsel Birimler Katalogu.

NUTS l Güçlü ekonomik bölgesel alanlar.

NUTS 2 Daha çok vilayet düzeyindeki yönetsel birimler.

NUTS 3 Kırsal temelde yönetsel birimler.

AB; KOB ile 2001 yılı sonuna kadar, Türkiye'den de bir NUTS hazırlamasını istemiştir. Türkiye 2001 yılı ilerleme raporunda bu konuda eleştiriler almıştır.



AB Türkiye'ye yardımları tek çatı altında toplama sözü vermiş fakat bu sözünü yerine getirmemiştir. AB Konseyi tarafından onaylanan yönetmelikte bu husus yer almamıştır. Geri kalmış bölgeler için sosyal ve ekonomik yardım olarak 135 milyon euro; gümrük birliğini desteklemek için 15 milyon euro; Akdeniz Fonu olarak bilinen MEDA2 yardımı olarak 380 milyon euro ayrı ayrı onaylanmıştır. 530 milyon euro tutarında olan ve üç yıla bölünen yardım tek meblağ olarak kabul edilmemiştir.

Böylece Türkiye'nin her üç yardım için ayrı başvurması gerekiyor. ışlem ağırlaştırılıyor, zorlaştırılıyor sonuca ulaşılması geciktiriliyor. Nedeni ile ilgili sorulara cevap dahi verilmemiştir."

Verilecek meblağ 530 milyon euro'dur. Diğer üye ülkelerin herbirisine daha önce verilen 30-40'ar milyar dolara yakın desteğe ek olarak 2000-2006 yılları arasında 240 milyar euro civarında destek verileceğine yukarıda değinilmişti.



AB'nin Türkiye ili ilgili niyetlerini iyi incelememı2 gerekiyor. Bunun için yeterince belirtiye (emare) sahibiz.

Göç Sorunu

AB; Temel Haklar şartı'nın 18'inci maddesi ile; dış ülkelerden sığınanlara geniş haklar tanınmaktadır. Diğer maddelerde; toplu sürgün yasaklanıyor; idam, işkence, aşağılayıcı muamele yapan ülkelere sığınmacıların geri gönderilmesi durduruluyor.



Verilen olanaktan yararlanan Orta Doğulu, Güney Asyalı, Afrikalı göçmenlerden Avrupa Birliği büyük ölçüde rahatsızlık duymaktadır.



Türkiye AB üyesi olmadığı için Temel Haklar şartı'na bağlı değildir. Birleşmiş Milletler 1951 Cenevre Sözleşmesine koyduğu çekince ile, "Doğu'dan olan göçleri kendi ülkelerine iade hakkı" almıştır ve uygulamaktadır. Buna karşılık bir kısım göç Avrupa'ya Türkiye'den geçerek yapılmaktadır.

Bu durumdan rahatsız olan Avrupa Birliği göçlerin Türkiye'de durdurulması için 1951 Cenevre sözleşmesine konan çekincenin kaldırılmasını istiyor. Türkiye'ye verilen Katılım Ortaklığı Belgesi'nin ıç ışleri başlığı altındaki bölümüne şu tuzak hüküm konmuş bulunuyor: "ıltica alanında 1951 Cenevre sözleşmesi için getirilen coğrafi rezervin kaldırılması ve mülteciler için ikamet ve sosyal destek birimlerinin geliştirilmesi."



Türkiye Katılım Ortaklığı Belgesindeki bu hükmü kabul ederse, veya ileride Avrupa Birliği üyesi olursa "AB Temel Haklar şartı"nı aynen uygulamak durumunda kalacak ve göçlerin önemli bölümü Türkiye'de yığılacaktır. Böylece, Avrupa bir sorununu büyük ölçüde çözüme kavuşturacaktır. Buna karşılık Türkiye'de yeni yatırım ve masraf kapısı açılacak, göçmenlerin diğer bütün sorunlarına çare bulunması gerekecektir.

Serbest ışçi Akımı

Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu Arasında Bir Ortaklık Yaratan Anlaşma'nın55 (Ankara Anlaşması 1963) 12'nci maddesi ve bu maddede atıf yapılan topluluğu kuran anlaşmanın (Roma 1957) 48'inci, 49'uncu, 50'nci maddeleri gereğince Serbest ışçi akımının en geç geçiş döneminin sonunda (1987) başlaması gerekiyordu.



Topluluğun temel ilkelerinden olan ve Roma Anlaşmasının 3'üncü Md. C fıkrasına dayandırılan serbest dolaşım hakkının uygulanmasına, Ankara Anlaşmasındaki hükme rağmen izin verilmiyor.

Ekonomik ve sosyal açıdan yararlı olacak bu anlaşma hükmü gibi, Türkiye'ye yapılması vaadedilen maskara değerindeki küçük yardımlar da, Yunanistan vetosu arkasına saklanılarak verilmiyor. Gerçekte bir anlaşma hükmünün uygulanmasına hiçbir kurum engel olamamalı

III. BöLüM

BIZANS' VERILEN CAN SUYU

Bizans'in canlandirilmasi; Türkiye Cumhuriyetinin üzerine Bizans'in kurulmasi için çalismalar yapildigim, tarihi ve güncel gelismeleri biraz izleyen her Türk vatandasi görebilir, bilir.

Türkiye'nin Avrupa Birligi üyeliginin, baska bir anlatimla Türkiye'nin Avrupa'nin bir eyaleti olmasinin, Bizans'in canlandirilmasini kolaylastiracagini, hizlandiracagini da Avrupa Birligi yapisini çok az inceleyenler degerlendirebilir.



Peki, neden Avrupa Birligi üyesi olmamiz için ugrasirlar? Bunu ben de bilmiyorum.

Yakin geçmisteki bazi gelismeleri hatirlamakta yarar var.

Bizans Toplantilari

Bizans la ilgili olarak son yillarin ilk toplantisi; Bogaziçi üniversitesi Rektörlük binasinda yapilan seminerdir.



Organizasyon Institut Français d'Etud Anatoliennes (Fransiz Anadolu Arastirmalari Enstitüsü) tarafindan gerçeklestirilmis, Türkiye Bilimler Akademisi destek vermis, Yapi Kredi Bankasi masraflari üstlenmistir.

20'ncisi 19-25 Agustos 2001 tarihlerinde Fransa'da yapilmasi planlanan Bizans'la ilgili toplantilarin ilki 1929 yilinda Bükres'te yapilmisti. Daha sonraki Brüksel ve Kopenhag toplantilarinda göstericiler "Türkleri Asya steplerine atalim, Ayasofya'yi kilise yapalim" sloganlari atmislardi.



7-10 Nisan 1999 tarihinde Bogaziçi üniversitesinde yapilan toplanti Amerikan Ortodokslarinin kontrolunda sekillenmis, birçok ülkeden Bizans uzmani (Bizantolog) katilmistir. Toplantida Zeyrek Camisinin de müze haline getirilmesi istenmis, koridorlarda Sultan Ahmet'teki Hipodromun meydana çikarilmasi için Sultanahmet camisi dahil çevresindeki birçok Türk eserinin yikilmasi dile getirilmistir.57

19- 25 Agustos 2001 tarihinde Paris - Sorbon üniversitesinde, Cumhurbaskani J. Chirac'in himayesinde 20'nci Uluslararasi Bizans Arastirmalari kongresi planlandi. Konferansa Hollanda, Sirbistan, Yunanistan, Romanya, Italya, Almanya, Ingiltere; ABD, Ukrayna, Avusturya, Belçika ve Fransa'dan 200'den fazla Bizantolog çagrildi. Genel istek "Bizans eserlerinin aslina uygun olarak kullanilmasi" idi. örnek olarak, Ayasofya'nin kilise yapilmasinin dolayli olarak dile getirilmesi beklenmistir. "Istanbul'da Vatikan gibi Ortodoks Dini Devletinin kurulmasi da prensip olarak öngörülmektedir. ABD, Rusya ve Avrupa Birligi'nin hedefi, "surlar" içinde Istanbul Ortodoks Dini Devletinin topragi ve Ayasofya da merkezi olacaktir.



Patrikhane ve Ayasofya çevresindeki binalari alarak Patrikhane'ye bagislamak için çesitli oyunlar sergileniyor.



Halen Fransa'da 100'ü askin, Bizans'la ilgili dernek, vakif, enstitü bulunmaktadir.

Türkiye AB üyesi oldugu zaman çesitli kademelerde alacaklari karar ve uygulamalarla bu amaçlarina kolaylikla ulasacaklar. AB muhipleri bütün bu gelismeleri hesaba katmalilar.

Dogu Sorunu (Sark Meselesi)

Düsünce olarak çok eskilere, Haçli Seferlerine dayanan Dogu Sorunu konusu Avrupalilarin zihinlerine yerlesmistir. Türkiye ve Türklerle ilgili bütün düsünce ve davranislarim etkilemekte, yönlendirmektedir. Bunu görmemezlikten gelirsek sadece kendimizi aldatmis oluruz. Konu asagiya bir kismi çikarilan çesitli vesilelerle daima beslenmekte ve canli tutulmaktadir. Son yillardaki birkaç olay dahi yeterli taniktir: Ermenilerin diplomatlarimiza karsi gerçeklestirdikleri terör olaylari; 1915 tehcirinin birçok parlamento ve Avrupa Parlamentosu tarafindan soykirim olarak kabulü; Anadolu Ekspresi Filmi; hazirlanmakta olan Ararat filmi; 1970, 1980 öncesi ve sonrasi (PKK) terör olaylarina Avrupa tarafindan verilen destek; Avrupa Birligi yasama organinin Avrupa Parlamentosunun Ek-A'da verilen ve Türk Is tarafindan yayimlanan brosürde açiklanan Türkiye ile ilgili düsmanca kararlan...



Dogu Sorunu denilen olay, dis ülkelerin Türkiye'ye karsi uyguladiklari politikalarin en uç noktasina verilen isimdir. Dünümüzü ve bugünümüzü; askeri ve ulusal yasamimizi sanildiginin çok üstünde etkilemistir, etkilemeye de devam etmektedir.



Konu günümüzde de açik açik islenmekte ve canli tutulmaya çalisilmaktadir. 1997 yilinda yayimlanan Kimlik Mekanlari isimli yayinda su bagnaz ifade yer aliyor:



"Bu yüzyilin büyük bir kismi boyunca Sovyet Imparatorlugu doguda tabii bir sinir olusturduysa da soguk savasin bitimi bu EHVEN duruma son vermis oldu. Bir kere daha DOGU SORUNU gündeme gelmis oluyor. Gerçekten de Balkan Sorununun Avrupa medyasinda tekrar mansetlere çikmasiyla birlikte karsi karsiya kaldigimiz durum Tarihin Sonu'ndan ziyade tarihin geri dönüsüne benzemektedir."



Bu açiklama çok önemli hususlari içeriyor: Soguk Savas döneminde yüzlerce Tümen kara gücü, binlerce uçak, on binlerce tank, füzeler ve atom silahlari ile SSCB'nin Avrupa'yi tehdit etmesini DOGU SORUNU'ndan EHVEN, daha hafif, daha az kötü buluyorlar, DOGU SORUNU'nun gündeme gelisini TARIHIN GERI DöNüSü olarak degerlendiriyorlar.



Dogu Sorunu'nun ismi 19'uncu yüzyilda konmustur. Ancak bir sorun olarak algilanmasi 11'inci yüzyila kadar gider.



Malazgirt Meydan Muharebesi ile (26 Agustos 1071) Batililarin karsi harekete geçtigi 1'inci Haçli Seferi arasinda (1096) 25 yil, o döneme göre çok kisa, bir zaman farki vardir. 1095 yilinda Bizans Imparatoru Ortodoks 1'inci A. Komnenos, Katolik Kilisesinden, Papa Urbanus II'den yardim istemis ve "Türklerin Hiristiyan ülkelerin merkezlerine girdigini" belirterek bütün Hiristiyan dünyasindan yardim çagrisinda bulunmus, Papa Paris toplantisinda "Türklere" karsi Haçli Seferlerini baslatmistir.61

E. Driault, Faruk Sümer, Fikret Isiltan, S. Runciman gibi birçok tarihçi Dogu Sorunu'nu ll'inci yy.a baglarlar.



Lord Curzon Sevr anlasmasi öncesinde Ingiliz Hükümetine verdigi Memorandum'a sunlari yazacaktir: "Türkleri Avrupa'dan ve Istanbul'dan sürmek için, Avrupa'nin besyüz yildir bekledigi firsat dogmustur; bu firsat asla kaçirilmamalidir."



Ben inaniyorum ki, günümüzde bu firsat Avrupa Birligi üyeligi ile Avrupalilara altin kase içinde kendi elimizle tekrar verilmektedir.



Dogu Sorunu ismi 19'uncu yüzyilda Viyana (1815) ve Paris (1856) toplantilarinda gündeme gelmistir.

Viyana Kongresinde Osmanli Imparatorlugu taraf degildir. Bu Kongrede Napolyon savaslari sonrasinda Avrupa siyasi cografyasi yeniden yapilandirilmistir.



Viyana Kongresinde Rus çari Alexandr, Napolyon savaslarinda Rusya'nin üstlendigi agir yükten ve basarilardan aldigi güçle su teklifte bulunmustur:



1. Türkler Avrupa'dan (Balkanlardan) atilmali.

2. Türkleri Anadolu'dan atalim.

3. Bütün Türkleri, Orta Asya steplerinde açlik, hastalik, katliam ile çiktiklari yerde yok edelim.



Dogu Sorununun amacina ulasmasi için günümüzde su asamalarin düsünüldügünün güçlü emareleri bulunuyor:



1. Kibris'in ve Ege Denizi'nin, AB siyasi kriterleri arasina alinarak Türkiye'den koparilmasi.

2. Istanbul surlari içinde Ortodoks kilisesine bagli bir din devleti kurulmasi.

3. Ayasofya dahil Türkiye'deki bütün eski kiliseleri canlandirarak ve Türkiye üzerinde misyoner faaliyetleri yogunlastirarak Anadolu'nun yumusatilmasi.

4. Türkiye'nin bölünmesi ve Avrupa Birligi içinde ekonomik, sosyal ve politik olarak uydulastirilmasi.



Bu asamalarla ilgili emarelerden çok az bir kismi asagiya çikarilmistir:



Batililar Heybeli Ada Ruhban Okulunun açilmasi hatta üniversite düzeyine çikarilmasi için baski yapiyor; Bati Trakya'da Müftü seçimini önlemeye çalisiyor. Seçilen müftüye hapis cezalari verirken, Patrik seçimi kendi içinde serbestçe icra ediliyor; 1821 Mora ayaklanmasinda 60 bin Türk katledilirken "Mora'da ve dünyada Türk kalmayincaya kadar ölüm" slogani bugün, "ölüm" yerine savas sözcügü konarak, ilkokul ögrencilerine yemin metni olarak kullaniliyor; 3 Temmuz 1990'da eski Patrik Dimitrios Papadopuolos Bush tarafindan devlet baskani protokolü ile karsilanmis, kendisine tahsis edilen uçak ve otomobillerde çift basli kartal (Bizans armasi) forsu kullanilmistir; 1962 yilinda ikinci Vatikan Konsiline Ortodoks Patrigi davet edildi ve Istanbul'da Ortodoks Devletinin kurulmasi karari alindi; 20 Nisan 1994 yilinda Avrupa Parlamentosunda konusan Patrik devlet baskani ve ekümen islemi gördü; Boris Yeltsin'in Atina ziyaretinde Rusya - Yunanistan arasinda imzalanan 12 maddelik ikili anlasmanin 10'uncu maddesinde Istanbul'da Vatikan gibi Ortodoks dini devletinin kurulmasi da prensip olarak öngörülmektedir; ABD., Rusya ve Avrupa Birliginin hedefi, "Surlar" içinin Ortodoks Dini Devletinin topragi; Ayasofya'mn merkez olmasidir63; M. N. özfatura'ya göre: "Patrikhane binasina izin verilmesi Türkiye'nin bir hediyesi degildir. AB'ye girmek için verdigi tavizlerden birisidir. Türkiye'nin AB'ye kabul edilebilmesi için "Istanbul Patrikhanesini Vatikan ve San Marino gibi otonom bir devlet olarak tanimasi sarti AB'nce istenecektir."



Ek-A'da bulunan AB alt birimlerinin kararlari dahil, amaçlarini belirten her gün yeni bir, bazen birkaç emare görünüyor. Bu yayinin diger bölümlerindeki açiklamalarin her birisi ayni amacin emareleri degerindedir.



Bu satirlarin yazildigi gün, AB'nin Kuzey Irak'daki Kürt gruplari silahlandiracagi haberi basinda yer almistir. (19 Aralik 2001).



AB'den her gün aleyhimize bir davranis olacagini beklemek fazla ihtiyatlilik olmaz. Yunanistan ve Kibrisli Rumlarin, bütün düsünce ve politikalarinin odaginda, Türkiye'yi yikmanin yattigini düsünmek yanlis degildir.

Fener Rum Ortodoks Kilisesi ve Avrupa Birligi üyeligimiz

AB üyesi olan bir Türkiye'de, Fener Rum Ortodoks Kilisesi'nin yerini ve kavusacagi olanaklarla gerçeklestirme firsati bulacagi gelismeleri iyi düsünmek zorundayiz.



Türkiye'yi Gümrük Birligi'ne iç siyasi yatirim hesabi ile apar topar sokanlar da; AB üyesi adayligini, Katilim Ortakligi Belgesi'ni kabul edenler de konuyu ayrintilari ile arastiran akademik bir incelemeye dayandirmadilar. Gümrük Birligi kararini da, AB üyeligi ile ilgili Katilim Ortakligi Belgesi'nin kabulünü de, arastirmalar sonucunda degil, üç dört kisinin siyasi tercihi ile kabul ettik. Siyasi tercihlerin altinda ne kadar parti çikari gözetildi, ne kadar kisisel çikar gözetildi bilmiyorum.



Bu bölümde konunun çok önemli bir yanini teskil eden Fener Rum Ortodoks Kilisesi'nin Türkiye'nin AB üyeliginden muhtemel ve olanaklar içindeki beklentileri üzerinde durulmaktadir.



AB üye adayligimiza en fazla sevinenlerden birisi Fener Rum Patrigi Bartholomeos'tur.



Lozan Antlasmasi görüsmeleri sirasinda Türk bas delegesi yaptigi son konusmada su tespiti açikliyor:

"Patrikligin, siyasi ya da yönetime iliskin islerle bundan böyle hiç ugrasmayacagi, sadece din alanina giren islerle yetinecegi konusunda, konferans önünde, müttefik delegeler kurullarinin ve Yunan delegeler kurulunun yapmis olduklari resmi konusmalari ve verdikleri garantileri senet sayarak, Patrikligin Istanbul'dan çikarilmasi teklifinden vazgeçtigini..."



Fener Rum Patrigi, dis iliskilerinde ilginç bir unvan kullanmaktadir: "Ecumenical Patriarch and Archbishop of Costantinople and New Rome" Türkçesi; "Yeni Roma'nin ve Istanbul'un Baspiskoposu ve Evrensel Patrigi".



Kullanilan bu unvan dahi Lozan'daki görüsmelere ve verilen sözlere aykiridir. Patrigin evrenselligi Türkiye tarafindan kabul edildi mi? Istanbul'un Ingilizce ismi de Istanbul'dur. Costantinople isminde israr, amaçlarini belirginlestiriyor. Yeni Roma patrikligi ise, açikça Bizans özlemi, hatta iddiasidir.

Bizim Dis Isleri Bakanligimiz, MIT Müstesarligimiz Istanbul Valiligimiz, Patrigin ilk baglantisi olan Fatih Kaymakamligimiz bütün bu gelismeler karsisinda hiçbir sey yapmiyor. En azindan yapildigini duymuyoruz. Bu ülke, milyonlari asan sehit ve gazinin eseridir. Böyle mi korunmasi gerekir? çok üzücü ve sonucu tehlikeli ihmallerle karsi karsiyayiz.



Patrige bagli 15 patriklik ve bagimsiz kilise (Istanbul, Iskenderiye, Sam, Kudüs, Moskova, Sirbistan, Romanya, Bulgaristan, Gürcistan, Kibris, Yunanistan, Polonya, Arnavutluk, çekoslovakya, Finlandiya) ile, 12 Baspiskopusluk (Kuzey ve Güney Amerika, Avustralya, Ingiltere, Fransa, Almanya, Avusturya, Belçika, Italya, Yeni Zelanda, Girit, On iki ada) bulunmaktadir.



Patrigin ekümenligini, evrensel düzeyde en üst ve yetkili Ortodoks Kilisesi'nin basi oldugu iddiasini sayilan kiliselerin bir bölümü kabul etmiyor. Fakat, egilim ve gelisme hiç degilse çok büyük kisminin Fener Rum Patrikligine baglanmasi yönündedir. Türkiye'nin AB üyeligi, Patrigin ekümenlik çalismalarini kolaylastiracak, AB organlari tarafindan çesitli sekillerde desteklenecek ve dista kalan kiliselerin de baglanmalari gerçeklesecektir.



Bu sebeple Patrik Bartholomeos Türkiye'nin AB üye adayligini destekliyor ve bayram yapiyor. Ekümenligin gelismesi, Türkiye'nin dünya Ortodokslugunun dini merkezi haline dönüsmesini kolaylastiracak, diger ülkelerden ve özellikle AB üye ülkelerinden gelip yerlesecek Ortodokslarla Istanbul, Ortodokslugun ve Yunan etkinliginin merkezi olma yolunda ilerleyecektir.



Patrik ekümenlikten de destek alarak sorumluluklari arasinda saydigi Yeni Roma'nin (Bizans, ikinci Roma olarak kabul edilir) canlandirilmasi yolunda mesafeler alacaktir.



Patriklik, Fransiz devriminin milliyetçilik akimlarini güçlendirmesinin ardindan Yunan Megali Idea'sini desteklemeye baslamisti. 1821 yilinda baslayan ve Yunanistan'in kurulusunu hazirlayan Mora Isyani'ndaki etkinligi sebebiyle Patrik Gregorius'un asildigi tarihten itibaren Patrikhane'nin bir kapisi kapali tutulmaktadir.



Patrigin amaçlarina ulasmak için elde etmeye çalistigi bir diger husus tüzel kisilige sahip olmaktir. Böylece, Fatih Kaymakamligina bagli olmaktan kurtulacak, çalisma ve eylem ufku olabildigince genisleyecektir. Patrik "Grek yayilmaciliginin Harp Okulu" olarak anilan Heybeli Ada Ruhban Okulu'nun açilmasi için de büyük bir gayret gösteriyor.











Copyright © ||TürkRuhu.Net.Org||Atatürkçülük,Türkçülük,Türk Kültürü,Türk Tarihi,Türk Dili,Türk Milleti Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2006-08-14 (142 okunma)

[ Geri Dön ]


 
Anasayfa
Forum Albüm Hesabınız
oyun komedi sohbet
Sitemizin Telif Hakları Türk Irkına aittir.Her Türlü Bilgi Alıntı Yapılabilir
Turkruhu.Net.Org Kesintisiz Hizmet İçin Gücünü HTBilgi Sunucularından Almaktadır.
PHP-Nuke Copyright © 2004 by Francisco Burzi. This is free software, and you may redistribute it under the GPL. PHP-Nuke comes with absolutely no warranty, for details, see the license.
atatürk atatürk ün atatürk üniversitesi atatürk resimleri atatürk ilkeleri atatürk ün hayatı atatürk kültür atatürk kültür merkezi atatürk havalimanı atatürk anadolu atatürk hava kemal atatürk atatürk ilke atatürk\'s atatürk anadolu lisesi atatürk lisesi mustafa kemal atatürk atatürk şiirleri atatürk hava limanı atatürk\'s life atatürk resim atatürk fotoğrafları atatürk hayatı ankara atatürk anadolu lisesi atatürk resmi atatürk ve spor atatürk havaalanı atatürk ilke ve inkılapları atatürk devrimleri atatürk ve matematik atatürk dönemi atatürk organize atatürk inkılapları atatürk eğitim atatürk barajı atatürk ve sanat atatürk ün gençliğe hitabesi atatürk ün ilkeleri atatürk ün hayati atatürk ün sözleri atatürk inkilapları atatürk ve bilim atatürk orman çiftliği atatürk ilke ve inkilapları atatürk ün anıları atatürk sözleri atatürk organize sanayi atatürk kitaplığı erzurum atatürk üniversitesi atatürk olimpiyat stadı atatürk ve müzik atatürk fen lisesi atatürk ve eğitim atatürk anıları izmir atatürk lisesi ingilizce atatürk atatürk ilköğretim okulu atatürk ve gençlik atatürk hakkında atatürk ve çocuk 10 kasım atatürk atatürk life atatürk ün kişisel özellikleri atatürk ün hayatı ingilizce atatürk şiir atatürk fotoğraf atatürk ün kişiliği atatürk ün resimleri atatürk havalimani atatürk ünüversitesi beşiktaş atatürk anadolu lisesi atatürk kütüphanesi atatürk sanat ankara atatürk lisesi atatürk haftası atatürk com atatürk matematik atatürk ün özdeyişleri 19 mayıs atatürk atatürk bilim atatürk organize sanayi bölgesi atatürk ve cumhuriyet atatürk nutuk atatürk resimler life of atatürk atatürk özdeyişleri atatürk üni atatürk fotografları atatürk ün ölümü atatürk hava alanı atatürk spor atatürk hava limani atatürk foto atatürk araştırma merkezi atatürk inkilaplari atatürk ilke ve inkilaplari istanbul atatürk fen lisesi www atatürk com atatürk milliyetçiliği atatürk çocuk atatürk ünv atatürk duvar atatürk ve din atatürk ve laiklik atatürk köşesi atatürk ingilizce atatürk üniverstesi atatürk ve kadın atatürk wallpaper izmir atatürk organize sanayi atatürk ün ankara ya gelişi atatürk portreleri atatürk ve türk dili çapa atatürk ilköğretim atatürk ün sevdiği şarkılar atatürk üniversitesi öğrenci işleri istanbul atatürk havalimanı atatürk büstü atatürk ilke ve inklapları atatürk müzik atatürk ün ingilizce hayatı atatürk ile ilgili şiirler atatürk ve edebiyat atatürk üniversite atatürk eğitim fakültesi resimlerle atatürk atatürk portresi atatürk albümü atatürk hayatı ingilizce atatürk ilkeleri ve inkılap tarihi atatürk ile ilgili anılar atatürk ve dil atatürk ün devrimleri atatürk geometri atatürk imza atatürk müzesi atatürk üniv m kemal atatürk nutuk atatürk atatürk inklapları atatürk kronolojisi atatürk sözler atatürk universitesi samsun atatürk anadolu lisesi atatürk anılar atatürk ve geometri atatürk fotoğraflari 19 mayıs atatürk ü anma gençlik ve spor bayramı atatürk 10 kasım atatürk vecizeleri bolu atatürk lisesi ingilizce atatürk ün hayatı atatürk ve hayatı atatürk öğrenci yurdu atatürk ün vecizeleri atatürk jpg atatürk net atatürk öğretmen atatürk ün eserleri atatürk şiiri atatürk dönemi dış politika atatürk ten anılar atatürk ve ekonomi atatürk ün bilime verdiği önem atatürk çiçeği istanbul atatürk kültür merkezi atatürk anı cumhuriyet ve atatürk atatürk siteleri atatürk ün samsun a çıkışı atatürk ün sanata verdiği önem atatürk olimpiyat stadyumu atatürk ün inkılapları izmir atatürk organize sanayi bölgesi başöğretmen atatürk atatürk kimdir atatürk gençliğe hitabe atatürk özdeyiş atatürk ün nutku atatürk hayati atatürk ün çocukluğu gençliğin atatürk e cevabı atatürk english atatürk ve demokrasi atatürk vecize atatürk ün inkilapları the life of atatürk atatürk imzası atatürk kültür merkezi istanbul atatürk oratoryosu atatürk ve 23 nisan atatürk ün eğitime verdiği önem 23 nisan atatürk atatürk posteri atatürk ve güzel sanatlar atatürk ve kurtuluş savaşı atatürk ün özellikleri atatürk üniversitesi erzurum atatürk\'s principles